Okul Öncesi Öğretmenleri NET-Okul Öncesi-Biz Bu işte Tek Değiliz

Orjinalini görmek için tıklayınız: Okul öncesi öğretmenlerinin ortak feryadı!
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Okul Öncesi Öğretmenleri, 2009 da başlayıp 2012 de sonlanan 'zorunlu okul öncesi eğitimi'nin tekrar başlatılmasını ve mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor.
 
okul-%C3%B6ncesi-yonetmelik-1.jpg
Ayla Özdemir / SÖZCÜ EĞİTİM
Ülkemizde okulöncesi eğitim, bilimsel bir temele dayandırılmadan, paydaşlarca benimsenmeden ve toplumsal uzlaşı sağlanmadan, 2012-2013 eğitim- öğretim yılında apar topar hayata geçirilen 4+4+4 eğitim sisteminin mağduru…Oysa çocukları eğitim hayatına hazırlayan en önemli aşamaların başında okul öncesi
eğitim geliyor.

Eğitimde fırsat eşitliği için Okul Öncesi Eğitimin zorunlu olmasını isteyen yaklaşık 33 bin Okul Öncesi Öğretmeni 2009 da başlayıp 2012 de sonlanan ‘zorunlu okul öncesi eğitimi’nin tekrar başlatılmasını ve mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor.
Eğitimde verimin artması için okul öncesi eğitimin şart olduğuna dikkat çeken Okul öncesi mezunları, öğretmen adayı kalmak istemediklerini belirtiyor.
Demet Akyürek de sistemin mağdur ettiği 33 bin okul öncesi öğretmenlerinden biri…
Okul öncesi eğitimin zorunlu olmasını isteyen Akyürek, öğretmen adayları olarak “sus payı” olarak verilen atamalardan bıktıklarını vurguluyor. Hak ettikleri atama sayısını almak ve artık öğretmen gibi yaşamak istediklerini dile getiriyor.
Akyürek, okul öncesi öğretmenlerinin ortak feryadını dile getiren yazısında şu ifadeleri kullanıyor:
“MAĞDURİYETİMİZ DUYULSUN ARTIK”
“Bu yazım aslında atanamayan, atanma hakları ellerinden alınan yaklaşık 33 bin okul öncesi öğretmenlerinin ortak feryadıdır.
2012 senesinde kaldirilan zorunlu okul öncesi eğitim sebebi ile 3 yıldan beri mağdur olan biz öğretmenlerin çağrısıdır. Getirilen 4+4+4 sisteminden dolayı 3 yıldan beri doğru düzgün kadro verilmemekle beraber her yıl çığ gibi büyüyen mezun sayısından dolayı bugün atama puanları her yıl 5-10 puan artarak daha 15 gün önce açıklanan sıralamalardan anladığımız kadarıyla 80’lere çıkmıştır. Bizler atanamadiğmiz sene boyunca ücretli öğretmen olarak çalıştığımız okullarda 40 puanla atanan öğretmenlerin bizlere küçümseyerek baktıkları hor gördükleri öğretmenler olduk. Biz bu bölümü tercih ederken bundan 4 yıl önce 2011 yılında üniversite tercih döneminde o zamanki milli eğitim bakanımızın yaptığı açıklamada, okul öncesi öğretmenligi en cok tercih edilmesi gereken bölümlerin başında geliyordu. Ve bize soylenen okullarda bu bölümün zorunlu olacağıydı. Simdi ise tekrar degişen egitim sistemimize gore 4+4+4 ile okul öncesi ve buna bağlı olarak verilen sözlerin hepsi unutuldu. Bir ülkenin egitim sistemi başa gelen bakandan bakana değil ülkenin ihtiyaç ve talebine göre degişmelidir. Günümüzde çalışan annelerin sayısı sürekli artmakta ve çocuklarını devlete bagli ana okullarına bırakmak yerine özel oyun yuvalarına, kreşlere bırakmak zorunda kalıyorlar. Nedeni ise talebe karşılık oldukca az olan devlet okulları bünyesindeki ana sınıflarımız. Bizim görevimiz çocuklarımızı ilkokullara hazırlamak özgüveni yüksek çocuklar, bireyler yetiştirmek. Şu anda aileler özel okullara ve kreslere yönlendiriliyor aynı saatte uyusunlar sürekli oyun oynasınlar diye. Bizim hakettigimiz bu degil. Bir eğitim fakültesi okumak, kazanmak hiç de kolay değil. Sizin aşağıladığınız bu bölümü biz okurken maddi manevi oldukca yıprandık ve ailelerimizi de yıprattık ve simdi karşımıza çıkan manzara sus payı olarak verilen atamalar. Zamanında 2 yıllık çocuk gelişimi mezunlarını, norm fazlasıi sınıf öğretmenlerini bizim bölümümüze ücretli öğretmenler olarak aldınız ve onlara kadro verildi peki şimdi ne oldu? Hakeden tam 33 bin okul öncesi öğretmeni 1 yıl boyunca yine maddi ve manevi yıpranarak hazırlandigi ve gecen yıllara göre daha yüksek başarı yakaladığı KPSS sınavını geçtiklerine göre hala verilecek atama sayısına bakıyor.
Sadece bu branş değil onlarca branştaki binlerce öğretmen adayı artık hakettiği atama sayısını almak ve öğretmen gibi yaşamak istiyor.
“ÖĞRETMENLERİN ZORLU SINAVI BİTMİYOR”
Gittikce zorlaştırıp günden güne yeni sınavlar eklediğiniz bu meslek, toplum gözünde yeterince küçümsendi. 4 yıl boyunca üniversite okuduk, bitirdik muhabbet esnasında “öğretmen oldun mu?” diye soruyorlar. Üniversite bitmiş daha ne kadar ve nasıl öğretmen olabilirim ki? KPSS bizi bu hale getirdi. Onu kazanamazsan öğretmen sıfatını ne toplumumuz ne de devletimiz veriyor bize. Bu kadar öğretmen atanamamasina rağmen hala eğitim fakültelerine binlerce öğretmen alınıyor ve mezun ediliyor madem bu ülkenin öğretmen ihtiyacı ve bütçesi belli, atama yapamıyorsunuz o halde eğitim fakültelerine hala öğrenci alıp bunca aileyi ve öğrenciyi umutlandırmayın. Hakedilen atama sayisini istiyoruz sus payı degil. Her yıl degişen eğitim sistemine gore değil gelecek duşünülerek ihtiyaca ve adil bir sekilde atama yapilsin. Öğrenciler ücretli öğretmenlere değil kadrolu öğretmenlere emanet edilsin. Bizimle oyun oynanıp her gün başka bir şey söylenmesin.
Geçen sene sınıf oğretmenliklerine verilen kadro bize de verilebilir 6000 Ağustos’ta 1000 Şubat’ta. Uçuk rakamlar değil en az bunu bekliyoruz okul öncesi öğretmenleri olarak…
Biz pazarlik yapıpta 3-5 insan fazla atansın demiyoruz. Hakettigimiz -bize sözü verilen- atama sayısını almak, okul öncesi zorunlu olsun ve okul öncesine hak ettiğimiz kadro verilsin istiyoruz. Biz sadece bizim hakkımız yenmesin herkes kendi branşında çalışsın istiyoruz. Bizim istediğimiz sadece adaletli bir dağılım. Masum çocuklarımızı siyasetimize alet etmeden sosyal devlet gereğini de yerine getirerek herkese hak ettiginin verilmesini istiyoruz.
Sonuç olarak; okul öncesi çocukları sünger gibidir ne verirsen alır. Daha iyi bir nesil, daha iyi bir gelecek için; verilen sözler tutulsun okul öncesi zorunlu olsun, hakettiğimiz atama sayısı bizlere verilsin.”